İki arkadaş oturmuş sohbet ediyorlardı ...biri diğerine şöyle dedi : ne ilginç değil mi
çıkart içinden "r" yi , korku oluyor sana koku...
diğeri şöyle dedi : iyi yakaladın...e hadi o zaman kullanalım bunları birkaç dizede...
ama kullanmış olmak için kullanmayalım...anlamlı birşeyler yazalım
diğeri düşünür taşınır, alır eline kağıdı kalemi ve şöyle yazar :
korkum ölümden değildir ,
korkum bir daha seni koklayamamaktan...
kokunu bir daha duyamamaktan
yoksa kim korkar bu diyardan ayrılmaktan...
Tuesday, November 2, 2010
Kayıp
En büyük kayıp nedir bu hayatta ?
elinizden kayıp giden ömür müdür ? ölüm müdür yani ?
tabi ki hayır...
en büyük kayıp, en büyük ziyan...yaşarken içimizde ölendir...
yaşarken içimizin ölmesidir...
vaktinden önce ölmek diye ben buna derim...
elinizden kayıp giden ömür müdür ? ölüm müdür yani ?
tabi ki hayır...
en büyük kayıp, en büyük ziyan...yaşarken içimizde ölendir...
yaşarken içimizin ölmesidir...
vaktinden önce ölmek diye ben buna derim...
Bir hikaye
Anneyle oğlu oturmuş hararetli hararetli konuşuyorlardı... ben de yan masada oturmuş kahvemi yudumluyordum...ister istemez konuşmalarına kulak misafiri oldum...
kadıncağız belli ki oğlunun kötü yola düşmesinden derin bir endişe duyuyor , verdiği ibretlik örneklerle oğlunun gözünü açmasını istiyordu...bu şekilde giderse, oğlunun çok yaşayamacağından korkuyordu....oğlan üfleye püfleye annesini dinliyor, hiçbir şekilde etkilenmiş gibi görünmüyordu...
en nihayetinde dayanamadım, kadının haline acıyarak onlara doğru döndüm ve şöyle dedim :
Afedersiniz istemeden müdahil oldum konuşmanıza ama delikanlıya benim de söylemek istediğim birkaç lafım var...bak delikanlı,
zaman insanoğlunun harcayabileceği en değerli şeydir...hayatını erdemli bir biçimde yaşamalısın çünkü o zaman ölüm seni hazırlıksız yakalayamaz...dolu dolu, içine sindirerek yaşamalısın...
kısaca evlat,
yaşamış olarak mı ölmek istersin yoksa yaşamadan mı ?
kadıncağız belli ki oğlunun kötü yola düşmesinden derin bir endişe duyuyor , verdiği ibretlik örneklerle oğlunun gözünü açmasını istiyordu...bu şekilde giderse, oğlunun çok yaşayamacağından korkuyordu....oğlan üfleye püfleye annesini dinliyor, hiçbir şekilde etkilenmiş gibi görünmüyordu...
en nihayetinde dayanamadım, kadının haline acıyarak onlara doğru döndüm ve şöyle dedim :
Afedersiniz istemeden müdahil oldum konuşmanıza ama delikanlıya benim de söylemek istediğim birkaç lafım var...bak delikanlı,
zaman insanoğlunun harcayabileceği en değerli şeydir...hayatını erdemli bir biçimde yaşamalısın çünkü o zaman ölüm seni hazırlıksız yakalayamaz...dolu dolu, içine sindirerek yaşamalısın...
kısaca evlat,
yaşamış olarak mı ölmek istersin yoksa yaşamadan mı ?
SIR
Eğer sevilmek istiyorsanız, insanlara sevildiklerini hissettirmelisiniz...
para kazanmak istiyorsanız, insanların para kazanmasına yardım etmelisiniz...
saygı görmek istiyorsanız, insanlara saygı gördüklerini hissettirmelisiniz...
yani kendinize yaşatmak istediğiniz her ne ise, istediğiniz her ne ise
önce onu vermedikçe
alamazsınız...
para kazanmak istiyorsanız, insanların para kazanmasına yardım etmelisiniz...
saygı görmek istiyorsanız, insanlara saygı gördüklerini hissettirmelisiniz...
yani kendinize yaşatmak istediğiniz her ne ise, istediğiniz her ne ise
önce onu vermedikçe
alamazsınız...
Gece mi gündüz mü ?
diye sorarlar bir gün köyün bilgesine...yaşlı adam gülerek şöyle der :
" gündüz göremediğini görebileceğin yegane vakitdir gece...
herkes sanır ki karanlık örter sırları...
karanlık açığa çıkarır sır olanı...
o yüzden iyi bil gecenin hatrını,
ancak o verir sana sorduğun sorunun yanıtını "
" gündüz göremediğini görebileceğin yegane vakitdir gece...
herkes sanır ki karanlık örter sırları...
karanlık açığa çıkarır sır olanı...
o yüzden iyi bil gecenin hatrını,
ancak o verir sana sorduğun sorunun yanıtını "
Monday, November 1, 2010
Subscribe to:
Posts (Atom)

